Sürükleyici okuma
Bari Beraber Ağlayalım
Sürükleyici okuma
Koşarak aşağı indim Ayaz'ın yanına.
Yanına gider gitmez boynuna atlayıp kocaman sarıldım.
"Gamzelim... Çok özlemişim seni." dedim gözlerine bakıp.
"Ben de seni Davşanım." dedi gamzelerini çıkartırken. Birden bir arama geldi Ayaz'a. Kim olduğunu veya ne dediğini bilmiyordum. Yalnızca Ayaz'ın dediklerini duyabiliyordum.
"Ne diyorsun oğlum? Ne Melek'i?" dedi sinirle.
"Yok öyle bir şey. Nereden çıkardınız kardeşim ya?" diye devam etti.
"Oğlum emin misiniz?" dedi ardından oflayıp. Anlamıştı. Öğrenmişti. Engelleyememiştim öğrenmesini.
Sonra telefonu kapatıp sinirli yüzü ve dolu gözleri ile bana döndü.
"Melek gerçek değil de. Ne olursun gerçek olmadığını söyle." dedi ağlarken.
"Ayaz ben yapmadım gerçekten. Ben de çok şaşırdım, sinirlendim duyunca ama ben yapmadım." dedim gözyaşlarım yanağımdan çeneme oradan da yere yol çizerken.
"Melek ben... İnanamıyorum sana. Bir de gelip bana beni özlediğini söylüyorsun." dedi yine ağlarken.
"A-Ayaz ben gerçekten... Ben yapmadım. Evet özledim. Ama ben yapmadım Ayaz..." dedim gözyaşlarım gözlerimi buğularken.
"Özleme beni Melek. Bir daha beni sakın özleme!" diye bağırdı ve arkasını dönüp gitti.
"Ayaz!" diye bağırsamda arkasından bakmadı.
Beni taşıyamadı bacaklarım daha fazla ve yere çöktüm ağlarken.
"Ayaz!" tekrar bağırdım. Sonuç yine aynıydı.
Akşam biraz olsun sakinleşmiştim. Gözlerim şişmişti artık ağlamaktan.
Dayanamadım ve bizim WhatsApp grubuna girdim. Ayaz gelmemişti hiç.
Duramadım ve yazdım sonra.
DEHMÜK YEMİŞ TENEKELER
Pembik Davşan:Ayaz ben bir şey yapmadım. Lütfen dinler misin beni?
Pislik Egem:Başkan ne oldu? Duydu mu Ayaz?
Pembik Davşan:Aynen kanka duydu. Sonra da bana kızdı. :(
Pislik Egem:İyi de kanka sen bir şey yapmadın ki. Yani bu saçmalığı çıkartan sen değilsin.
Pembik Davşan:Gel sen onu Ayaz'a anlat kanka.
Cankuşum:Kanka ne oluyor? Ayaz nasıl duyar? Nasıl engel olmadınız?
Gürkom:Yuh kanka nasıl duydu ya?
Sırıkım: Melek iyi misin sen? Ağlamıyorsun değil mi?
Gamzelim:Kesin lan başım şişti. Ağlarsa ağlasın o da.
Gamzelim kişisi grubun adını
AGALAR WHATSAPP GRUBU olarak değiştirdi.
PEMBİK DAVŞAN:Gamzelim abartmadın mı biraz? Lütfen bi dinlesen beni?
Gamzelim kişisi sizi gruptan çıkarttı. Artık bu grubun üyesi değilsiniz.
Yine başladım ağlamaya. Birkaç dakika sonra çalan kapı ile irkildim.
"Girme!" diye bağırdım sonra. Ama gelen beni dinlemeyip içeri girdi.
Karşıma dikilen kişinin Burak olmasının rahatlığıyla,
"Burak." dedim ağlamaya devam ederken.
"Ovvv! Beklediğimden daha beter görünüyorsun." dedi yanıma gelip.
"Burak ben değildim o. Ben değildim." dedim yanıma gelen Burak'a sarılırken.
"Biliyorum Melek. Biliyorum." dedi elleri havada.
"Ama Ayaz bilmiyor!" diye çıkıştım Burak' ı geriye doğru iterken.
"Melek sakin ol. Ayaz'a da göstereceğiz senin olmadığını." dedi. Gözleri dolmuştu.
"Gösteceğiz değil mi Sırık?" dedim gülmeye çalışarak. Kafasını salladı. Artık o da ağlıyordu.
"Melek... Madem beraber gülemiyoruz, bari beraber ağlayalım." dedi beni omzuna yatırırken.
"Burak... İyi ki yanımdasın. Teşekkür ederim." dedim sarılırken.
Sabah çalan alarmla kalktım önce.
Ama okula gitmek istemediğimden alarmı kapatıp geri yattım. Sonra annemin kapıya dayanacağını bildiğimden rahat vermez diye geri kalkıp kapıyı kilitledim. Ben yatar yatmaz annem dikildi kapıya.
"Melek! Kızçem! Hadi kalk okula geç kalacaksın." diye bağıran annemi duymazlıktan geldim.
"Kız Melek! Kime diyorum ben?" diye kapıyı tekmeleyen annemi yine tınlamadım.
"Melek iyi misin? Endişeleniyorum ama." dedi endişeyle.
Biraz sonra annem yanındaki biriyle konuşmaya başladı.
"Açmıyor evladım kapıyı." dedi yanındakine. Önce kapıyı tıklattı biri.
"Melek açar mısın kapıyı? " dediğinde sesinden gelenin Burak olduğunu anladım. Yine ses vermedim.
"Melek açıyorum bak kapıyı." dedi bu defa kapıyı zorlarken.
"Açılmıyor. Kilitlemiş." dedi. Annemle konuşuyordu galiba.
"Kapıyı kırsak ne olur meloş teyze?"
"Kızımı çıkar da ordan bir kapı ne ki." dedi annem Burak'a.
"Melek bak son kez soruyorum. Açıyor musun? Kapıyı mı kırayım?" dedi Burak dışardan.
"Açmak istemiyorum git başımdan." diye bağırdım yalnızca. Sonra ise duyduğum tek şey kırılan kapı sesi oldu. Burak odamın içinde annem arkasında bana bakıyorlardı.
"Melek! Kalk hadi hazırlan gidiyoruz." dedi Burak kolumu çekiştirirken.
"Ben gelmeyeceğim." dedim Burak'a.
"Melek saçmalama. Devamsızlığın yok." dedi endişeyle.
"Banane işte gelmeyeceğim." dediğimde anneme döndü.
"Meloş teyze Melek'in okul kıyafetleri nerde?" dedi anneme bakıp. Annem getirdiği gibi aldı.
"Zahmet olmazsa bir de çanta alabilir miyim?" dedi Burak anneme, annem şaşkınca onu izlerken. Annem çantayı getirince okul kıyafetlerimi çantaya attı. Çantayı sırtına takıp bana yaklaştı.
"Hadi bakalım gidiyoruz." deyip beni omzuna attığı gibi anneme göz kırpıp odadan çıktı. Evin önüne geldiğimizde çok sinirlenmiştim.
"Aa! Melek ısırma!" diye bağırdı ben kafasını ısırırken.
Okula kadar böyle gitmiştik. Dersin başlamasına daha yarım saat vardı.
Çok sinirliydim o an ona.
"Bu yaptığın düpe düz adam alıkoymak biliyorsun değil mi Sırık?" dedim beni indirdiğinde işaret parmağımı ona doğru sallayıp.
"Hayır. Aşk!" dedi işaret parmağımı tutup beni kendine çekerken.
"Ne?" dedim suratımı büzüp.
Diz çöktü okulun ortasında. Hâlâ tuttuğu parmağımı bırakıp saniyesinde elimi tuttu ve göğsünün sol tarafına koydu.
"Üzgünüm Melek ama seni seviyorum." dedi.
"Ama suçlu ben değilim." diye devam etti. Derin bir nefes aldı.
"Bir suçlu varsa eğer, o da kalbim." dedi benim elim onun kalbinde onun eli benim elimin üzerindeyken.
"Kalbini sikerim lan senin." diye bardı birden Ayaz arkadan.
"Ayaz!" diye bağırdım o tarafa dönüp. Elim hala Burak'ın kalbindeydi.
"Özür dilerim Melek. Olayın aslını öğrendim bizim sığırlardan. Çok üzgünüm." dedi bize yaklaşırken.
"Özledim seni Gamzelim." dedim ağlarcasına elimi Burak'ın kalbinden çekerken.
"Ben de seni Davşanım." dedi ben ona sarılırken.
"Burak sen Melek'e ne dediğinin farkında mısın?" dedi Can sinirle.
"Farkında olmasam söylemezdim. Hem birini sevmek suç mu?" dedi Burak ayağa kalkarken Can'a bakarak.
"Oğlum mal mısın sen? O bizim kardeşimiz." dedi bu defa Ege.
"Sizin kardeşiniz. Ben artık öyle görmüyorum." dedi Burak inatla.
"Ne zamandan beri seviyorsun lan Melek'i?" dedi Gürkan. Burak oflayıp cevap verdi.
"Yaklaşık 2 yıldır." diye.
"O halde bundan sonra karşında da dört kişi var Melek'i korumak için."dedi Ayaz gözleri Burak'tayken.
" Hadi gidelim. "diye devam etti bakışlarını bana çevirip. Kafamı olumlu anlamında salladığımda kolunu omzuma attı beraber yürüyelim diye.
"Gamzelim, sen bizim okula nasıl girdin ki? "dedim şaşkınca okula doğru yürürken.
"Seni çok özledim ya ben hani? Kaydımı buraya aldırdım o yüzden." dedi gülerek. Yine çıktı gamzeleri.
Dayanamadım bu defa. Durdum birden Ayaz'ın şaşkın bakışları ile.
"Aa, çıktı. Çıktı. Çıktı." diyerek parmaklarımı soktum gamzelerine o gülüp gamzelerini büyütürken.
"Çok özlemişim gamzelerini de seni de." dedim parmaklarımı aşağı indirirken.
"Ben de senin gamzelerimle oynarken ki gülümsemeni çok özlemişim." dedi bana sarılırken. Karşılık verdim sarılmasına şefkatle.
"Özür dilerim Melek." dedi birden hâlâ sarılıyorken.
"Hiç önemli değil Gamzelim." dedim daha da sıkı sarılırken.
Arkamızdan bizimkiler yetişti sonra.
"Barışmışlar, yaa!" diye bağırıp hepsi birden kafamıza atlayıp bize sarıldılar. Biraz kahkahalara boğulup geri ayrıldık.
"Ama Burak?" dedim aniden. Ayaz benim üzüldüğümü görüp Burak'ı çağırdı.
Burak yanımıza gelir gelmez kolundan tutup onu da çektim aramıza. Yine sarıldık hep birlikte. Kocaman güldük.
Sonra ayrıldık ve kollarımızı birbirimizin omzuna attık.
Eller ortada birleşti yine her zamanki gibi. Hep birlikte bağırdık sonra.
"Hepimiz Davşan, Davşan hepimiz için..." diye ellerimizi havaya atarken.
This chapter is protected by copyright.
Bölüm yorumları