Yükleniyor
Benim Masalım Başka
Sürükleyici okuma

Gamzelim

Kitap Benim Masalım Başka
Yazar Cansel BÜTÜN
Bölüm 1 / 7
Seri ilerlemesi %14
Tahmini okuma 7 dk
Sürükleyici okuma Bölüm 1 · Henüz başlanmadı
O gün her zamanki gibi canım sıkılmıştı evde ve Ece'lere gitmek üzere hazırlanıyordum. Bir önceki gün kestirdiğim saçlarımı taradım. Yaz olduğu için hava sıcaktı ve şort giymiştim. Giydiğim şortun ceplerini düzeltip evden balkona çıktım. Ayakkabılarımı giyerken annem bağırdı arkadan. "Kızım! Şu şapkayı da takar mısın? Hava çok sıcak. Başına güneş geçmesin." Pembe şapkayı annemin elinden aldığım gibi kafama taktım. Pembe rengi çok severdim. Bir süre sonra Ece'nin evinin önündeydim. Balkonun merdivenlerini çıkarken gülümsüyordum. Ama karşımda gördüğüm şeyle şaşkın şaşkın Ece'ye döndüm. Yanında tombik bir çocukla beraber oturuyordu. Yanlarına gittim. "Ece bu kim ya?" dedi tombik. "Arkadaşım, Melek. Melek, bu da Ayaz. Kuzenim." gülümseyerek, "Senin öyle bir kuzenin mi vardı? Kanka benim niye haberim yok?" Dediğimde omuzlarını kaldırıp dudağunu büktü bilmiyorum dercesine. "Sanane lan. Her şeyden haberin olmak zorunda mı?" deyince adının Ayaz olduğunu öğrendiğim çocuk, gülümsemem soldu. "Çok sinir bozucusun." dedim çocuğa tiksinircesine bakış atıp. "Ben mi sinir bozucuyum?" dedi kahkaha atarak. "Sen aynaya bakmıyorsun galiba." deyip yine kahkaha attı. "Gayette bakıyorum aynaya. Ve sinir bozucu olan kesinlikle sensin." dedim sinirli sinirli bakıp. "Baktığından aşırı şüpheliyim. Şu tipine bakar mısın bi?" kahkaha attı yine. "Ne varmış lan benim tipimde?" dedim sinirim daha da artarken. "Ne yok ki?" deyip kahkahasına devam ederken Ece ile arasındaki boşluğa oturdum. Çok sinirliydim. Sinirimi geçirmem lazımdı. Etrafıma bakındım. Ece'nin tavşanı arkamdaydı alıp ona sarıldım. Çocuk ben oturur oturmaz yana kaymıştı zaten. Yerimde kıpırdanıp bağdaş kurdum. Tavşan hala kucağımdayken dirseklerimi bacaklarıma dayayıp ellerimi çenemin altına koydum. "Ece, ben sıkıldım." "Bize ne?" diye karşılık verdi çocuk gülerken. "Rüzgar mısın? Poyraz mısın? Neysen sana söylemedim." deyip dil çıkardım. "Adım Ayaz ve yemin ediyorum bebek gibisin." dedi iğreniyormuş gibi bakıp. "Ben mi? Ne alaka be?" "Bir de soruyor. Şapkaya bak pembiş pembiş." yine güldü. "Kanka bu nasıl senin kuzenin? Seninle uzaktan yakından alakası yok." dedim Ece'ye. "Ne bileyim kanka. Kuzenim işte." Dedi Ece. "Ece, kuzi bana su verir misin?" dedi. Çocuk cümlesini bitirir bitirmez Ece eve koştu. Biraz durduktan sonra çocuk benimle uğraşmaya başladı. "Ya sen gerçekten bebek gibisin haa." "Off! Sanane benim nasıl olduğumdan?" dedim havayla. "Doğru, banane senin nasıl olduğundan. Kafamı seninle dolduramam." dediğinde havamın söndüğünü hissedip somurttum. "Versene şu tavşanı azıcık da ben sarılayım." dedi çocuk. "Çok beklersin." deyip gülümsedim. "Lan ver işte. Ne olacak sanki iki dakika sevsem?" "Oyuncak sevmek bebek işi canım maalesef." dediğimde güldü. "Birincisi ben senin canın değilim ve ikincisi o tavşanı vereceksin." "Vermezsem ne olur?" dedim sinirle. "Ben almasını bilirim." dediği gibi elimdeki tavşanın kulaklarından tutup çekmeye başladı. "Versene lan artık şunu." dedi. Daha da hızlı çekiyordu. "Vermeyeceğim." dedim tavşanın belini tutup çekerken. İkimizde inat etmiştik. İkimizde çektikçe çektik. Ece elindeki bardakla kapıdan çıktı. tavşan bizim çekiştirmelerimize dayanamadı daha fazla. Ben tavşanla beraber geriye doğru uçarken, Ayaz elinde kalan tavşan kulağı ile bana şaşkın şaşkın bakıyordu. "Ne yaptın lan gerizekalı?" dedi ben kalkarken. "Sen yaptın ya hayvan." dedim hala şaşkınken. "Nasıl ben yaptım? Sen tavşanı verseydin hiç biri olmazdı." "Benimle ne alakası var? Sen de istemeseydin o zaman." "Ya bir sakin olun. Yok birşey. Altı üstü oyuncak tavşan. Sizden değerli mi?" diyerek araya girdi Ece. "Ece saçmalama sen bu tavşanı çok seversin." dediğimde, "Evet, ama sizi daha çok seviyorum." dedi gülümserken. Şefkatle baktım gözlerine. Ben ona gülümserken Ayaz denilen çocuk şapkamı alıp balkondan aşağı indi. Yolda koşmaya devam ederken peşinden koşarak bağırdım. "Dursana yaa." "Banane durmayacağım." "Hemen geri getir şapkamı. O bana babamın hediyesi." dedim sinirle. "Vermeyeceğim boşuna gelme." dedi gülerek. "Aa. Şapkayı buraya atsam ne olur?" dedi ayağının altındaki toz birikintisini işaret edip. "Sakın öyle birşey yapayım deme." dedim yanına varınca nefes nefese. "Yapayım?" dedi gülerek. "Ben sana deme demedim mi?" "Ben de dedim ne yapacaksın?" "Şapkamı alacağım." dediğim gibi ona doğru uzandım. Çocuk fark edip yukarı çekti. Bende ona doğru eğilip ayak ucumda almaya çalışıyordum ki. Gözlerim çocuğa kaydı. Oda bana bakıyordu gülümserken. Baktım öylece suratına. Gamzeleri vardı. Böyle kocaman kocaman. Herkesin parmağını sokmak isteyeceği türden. Ben hala mal mal çocuğa bakarken biraz geriye çekilip şapkamı uzattı. "Al! Yeter ki benden uzak dur." dedi çocuk. "Teşekkür ederim." dedim zafer kazanmışçasına gülümseyip giderken. "Boşuna gülme bu galibiyet fazla sürmeyecek." dediği gibi yeniden aldıp kaçtı şapkayı. "Ya manyak mısın?" dediğimde, "Yoo..." dedi şımarık bir şekilde. "Ayrıca büyüklere manyak denilmez." dedi katı bir yüz ifadesi ile. "Kaç yaşındasın sen?" dedim birden. "5, ne oldu ki? " dediğinde kahkaha attım. "Ne gülüyorsun be?" "Üzgünüm ama ben 2 yaş farkla daha büyüğüm." dedim gururla. "Ohaa! Hadi canım! Cidden mi?" dedi. "Gayet ciddiyim." dediğimde yine güldüm. "Pardon abla." deyip geri verdi şapkamı. "Aferin sana." dedim gülerek. Biraz sonra çocuğu biri çağırdı. "Ben gitmeliyim. Görüşürüz sonra." dedi çocuk. "Nereye ya? Ben alışmıştım sana." dedim gülerek. O da gülümsedi sonra. "İstanbul'a ablacığım." dedi gülümsemesi genişlerken. "Lan bana abla deme. Abla kesilirim başına görürsün o zaman." "Pardon abla." dedi yine gülüyordu. Bende güldüm. "Aha! Geldi bizimkiler." dedi kapının önünde duran arabayı işaret edip. Arabadan bir adam indi. Ayaz'a çok benziyordu. Tek eksik gamzesiydi galiba. Yanımıza geldi. Ece'ye selam verdi önce. Sonra bana döndü. "Şey... Ben Ece'nin arkadaşıyım. Gerçi oğlunuzla da arkadaş sayılırız, Artık." dedim soru bile sormasına izin vermeden. Adam önce gülümsedi. "Ayaz'ın babası olduğumu nasıl anladın?" dedi adam birden. "Aynısısınız. Sadece gamzeleriniz eksik." dediğimde adam bana şaşkın şaşkın baktı önce. "Yanlış bir şey mi söyledim? " dedim adama endişeyle. "Yo, hayır. Sadece... Biraz şaşırdım. Ayaz yalnızca aşırı değer verdiği insanlara gamzesi çıkana kadar güler. Ve şimdiye kadar hiçbir arkadaşına o şekilde güldüğünü görmedim." dedi adam hala şaşkınken Ayaz'a dönüp. "Ben mi gamzemi çıkartmışım? Ona mı?" dedi beni işaret edip gülerken. "Valla oğlum üzgünüm ama şuanda da kıza gamzelerini çıkartarak gülüyorsun." dedi babası gülerek. "Baba saçmalıyorsun ama." dedi çocuk gülmeye devam ederken. Bana döndü ve baktı bir an. "Bak göstereyim size." dedi ve gülümsedi. Yine çıktı gamzeleri. Tam o anda fotoğrafını çektim. Patlayan flaştan rahatsız olup gözlerini kapattı. "Ne yapıyorsun yaa?" diye kızdı sonra. "Al bak bakalım. Çıkmış mı, çıkmamış mı gamzelerin?" diye sordum gurula. Çocuk elimdeki telefona bakıp şok geçirdi. "Ohaa! Nasıl yaa?" dedi bana bakıp şaşkın şaşkın. "Bilmem. Kendine sor onu." dedim dudağımı büzüp. "Kızım, senin adın ne?" dedi Ayaz'ın babası bana dönüp. "Melek... Melek ZORLU ." dedim gururla. "Ben de, Tekin... Tekin SOYDAN." dedi gülümseyip elini uzatırken. "Çok memnun oldum Melek'ciğim." diye devam etti. "Ben de çok memnun oldum Tekin... Hmmm... Ne demeliyim?" "Amca demen yeterli Melek kızım." "Peki... Ben de çok memnun oldum Tekin Amcacığım." dedim gülümseyip elini sıkarken. Tekin amca içerdekilerle vedalaşıp geri geldi. "Hadi bakalım Ayaz, Gidiyoruz." dedi oğlunun kafasını okşayıp. Ayaz ve babası Tekin amca merdivenlerden inmişti. "Ayaz!" diye bağırdım Tekin amca arabaya binince. Ayaz arabanın kapısını açmış şekilde bana döndü. "Geri gelecek misin?" diye sordum. "Neden olmasın Melek?" dedi gülerek. "Sakın gelme yoksa..." dedim hafif sinirle. "Yoksa, ne?" dedi kaşlarını kaldırıp. "Yoksa... kafanı ısırırım." dedim gülerek. Gülmeme yine gamzelerini çıkartarak gülüseyip karşılık verdi. Tam arabaya binecekken yine bağırdım. "Ayaz!" "Ne var yine Melek'ciğim?" dedi gülerek. "Sinirleniyorum ama." dedim dalga geçerek. "Sinirlenirsen ne olur? Kafamı mı ısırırsın?" dedi gülerek. Omuz silktim. "Kesin yine gel olur mu gamzeli sığır?dedim gülümsüyordum. Ardından son kez gamzeli bir gülücük atıp arabaya bindi ve arabayla beraber uzaklaştı.
This chapter is protected by copyright.
Bölüm sohbeti

Bölüm yorumları

0
Bu bölüm için henüz yorum yok.